İçindekiler
Miyom nedir?
Miyomlar kadınlarda uterus yani rahim dokusundan gelişen, çapları 1-2 cm den 10-15 cm. ye
kadar değişen iyi huylu tümörlerdir. Rahim miyomları, üreme çağındaki her üç kadından
birinde görülür. Miyom kanser (kötü huylu tümör) değildir; kansere dönüşme olasılığı çok
düşüktür.
Miyomlar kaça ayrılır?
Miyomların rahimde bulundukları katmana göre üçe ayrılır; submuköz (rahimin en iç
kısmında olanlar), intramural (rahim dokusunun yani kas tabakasının içinde yer alanlar),
subseröz (rahim dokusunun dışına doğru büyüyen). En sık görülen türü intramural miyomdur.
Rahimdeki miyomların yerleşimi ve sayısı uygulanacak tedavi yöntemini belirlemede
önemlidir.
Miyomlar hangi şikayetlere yol açar?
Çoğu miyom herhangi bir şikayete neden olmazken, bazıları türlerine göre farklı sorunlara yol
açabilirler. Submuköz ve intramural miyomlar adet kanamalarının artmasına, adet süresini
uzamasına ve buna bağlı olarak kansızlığa yol açarken subserözal miyomlar komşu
organlara bası uygulayarak karında dolgunluk, kabızlık ve sık idrara çıkma gibi şikayetlere
neden olabilir. Kansızlığa bağlı olarak hastalarda halsizlik, çabuk yorulma ve sık sık uykuya
dalma gibi yakınmalar görülebilir. Büyük intramural miyomlar ve subserozal miyomlar kitle
etkisine bağlı olarak karın veya kasık ağrısı, sırt ve bacak ağrısı, dolgunluk hissi, cinsel ilişiki
ile ağrı hissedilmesi gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca, büyük boyutlu miyomlar düşüklere
neden olabilir. Bu nedenle, tekrarlayan düşüklerde mutlaka miyom araştırılmalıdır.
Miyom oluşumunda risk faktörleri nelerdir?
Bazı hastalarda miyom gelişme olasılığı daha yüksektir. Miyomlar en çok 30-40 yaşlarında
görülür, menopoz sonrasında görülme sıklığı azalır. Ailesinde miyom görülenlerde ve
obezlerde risk daha yüksektir. Ancak, hiçbir risk faktörü olmadan da miyom meydana
gelebilir.
Miyomun hamileliğe etkisi var mıdır?
Miyomlar türüne ve büyüklüğüne bağlı olarak gebelik oluşumunu engelleyebilir. Örneğin
tüplerden yumurtanın geçişini veya spermin rahim içine ulaşmasını engelleyip hamilelik
şansının ortadan kaldırabilir. Submuköz miyomlar embriyo gelişimini engelleyebilir.
Hamileliğin miyomlara etkisi nasıldır?
Östrojen hormonu miyomların büyümesine neden olduğundan hamilelikte boyutları artar.
Miyomların gebelikte sıklıkla neden olduğu yakınma, birinci ve ikinci trimester arasında
ortaya çıkan pelvik ağrıdır
Menopozun miyomlara etkisi nasıldır?
Menopozda kadınlık hormonu olan ve miyomların büyümesine yol açan östrojen miktarı
azaldığı için miyomlar menopoz sonrasında büyümede durma, küçülme ve kireçlenme
gösterebilir.
Miyom tanısı nasıl konur?
Rahim miyomları genellikle yol açtıkları şikayet nedeniyle ya da rutin bir ultrason incelemesi
sırasında saptanır. Miyomların radyolojik bulguları tipik olup kolaylıkla saptanabilmektedir,
ancak diğer hastalıklardan ayırt edilmesi gerekir.
Temel görüntüleme yöntemi ultrasondur. Vücuda herhangi bir zararı olmayan ultrason
sayesinde miyomların sayısı ve yerleşimleri kolaylıkla belirlenebilmektedir. Ultrason karından
veya vajinal yolla yapılabilir. Zaman içerisinde miyomlarda büyümeye bağlı olarak yapısal
değişiklikler gerçekleşmekte ve kireçlenme ya da içine kanama ve kistleşmeye bağlı olarak
görünümleri değişebilmektedir. Miyomun dejenerasyonu adı verilen bu durum ultrasonda
kolaylıkla belirlenebilir.
Ultrason miyom tanısı için her zaman yeterli midir?
Özellikle adenomyozis gibi hastalıklar ultrasonda miyomla karışabilir. Ultrason birçok hastada
miyom sayısını gerçekte olduğundan daha az gösterir. Bu nedenle sadece ultrason
bulgularına bakarak uygulanacak tedavi yöntemine karar vermek hataya yol açabilir. Ayrıca,
sadece miyom olduğu düşünülen hastaların bir kısmında, aynı anda rahim kanseri gibi daha
önemli durumlar da bulunabilir. Bu hastalıkların ayırımında ultrason tek başına yeterli
değildir.
Miyomda MR neden gereklidir?
MR, miyomların sayısı, boyutu ve yerleşimini ultrasona göre çok daha iyi gösterir. Ultrasonda
7-8 cm’den büyük bir myom varsa veya birden fazla miyomla birlikte miyoma bağlı belirti ve
şikayetler de varsa mutlaka MR çekilmelidir Miyomla sık karışan adenomiyozis gibi
hastalıklardan ayırım MR sayesinde daha iyi yapılabilir. Bu nedenle, tedavi edilmesi
planlanan miyomlar için mutlaka MR çekilmeli ve tedavi kararı MR bulguları göz önünde
bulundurularak verilmelidir. MR, tedavi sonrasında miyomda meydana gelen canlılık kaybı,
küçülme gibi bulguları da daha iyi gösterir.
Miyomların hangi durumlarda tedavi edilmesi gerekir?
Miyomlar 2-3 cm.’den küçükse, büyüme eğiliminde değilse, hastanın yaşı menopoza yakınsa
ve şikayete yol açmıyorsa düzenli olarak takip edilmeleri yeterlidir. Ancak şikayetlere yol
açan ya da büyüme gösteren miyomların tedavi edilmesi gerekebilir. Belirli aralıklarla çekilen
ultrason veya MR, miyomlarda büyüme olduğunu gösteriyorsa tedavi uygulamak yararlıdır.
Genç hastalarda miyomların gelecekte büyüme ve şikayete neden olma olasılığı yüksek
olduğu için, bu yaş grubunda tedavi daha sıklıkla uygulanır.
Miyom nasıl tedavi edilir?
Miyom için eski ve klasik tedavi yöntemi rahimin tamamen alınması (histerektomi) veya
rahimi tamamen almadan, sadece miyomu alarak yapılan cerrahi tedavi (miyomektomi)’dir.
Histerektomi, genel anestezi altında ameliyatla rahimin tümüyle alınması işlemidir. Hasta
eğer 40 yaşın üzerindeyse, genellikle yumurtalıklar da alınmaktadır. Genellikle, çok sayıda
miyomu olan, menapoza girmiş ya da artık hamilelik istemeyen hastalarda uygulanır.
Miyomektomi, genel anestezi altında ameliyatla rahimdeki miyomların teker teker alınması
işlemidir. Bu şekilde, rahim alınmadan doğurganlık potansiyeli korunduğu için özellikle genç
hastalarda uygulanmaktadır.
Ameliyatla miyom tedavisinin dezavantajları nelerdir?
Histerektomi ile hasta üreme fonksiyonlarını tamamen kaybeder; ek olarak yumurtalıklar da
alınırsa menopoz bulguları ortaya çıkar. Histerektomi uygulanan hastalarda koroner kalp
hastalığı, kemik erimesi, depresyon gibi durumların görülme riski artabilir. Ayrıca ameliyat
sonrasında, kabızlık, idrar tutamama, psikoseksüel sorunlar ortaya çıkabilir.
Miyomektomi, rahimde uygun yerleşimli az sayıda miyomun tedavisinde uygulanabilir. Ancak
miyom sayısı arttıkça ameliyat güçleşir, kan kaybı ve komplikasyon oranı artar ve ameliyat iyi
sonuç vermeyebilir. Bu nedenle hastaların yaklaşık %20-25’inde ikinci bir ameliyat (genellikle
histerektomi) gerekebilmektedir.
Her iki cerrahi yöntemde genel anestezi gerekliliği, hastanede uzun kalma süresi, kan kaybı
ve cerrahi komplikasyonlar gibi dezavantajlar bulunmaktadır.
Ameliyatsız miyom tedavi yöntemleri nelerdir?
Miyomlarda uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri; ciltten (perkütan) veya transvajinal
yolla uygulanan ablasyon ve embolizasyondur. Bu tedaviler genellikle ultrason anjiyografi
gibi cihazlar kullanılarak uygulanmaktadır.